Bütün Dünya Bir Sahnedir

Shakespeare 400 yıl önce Othello’nun  Desdemona’yı  katledişini yazmıştı “Othello”da . 400 yıldan beri o “an”ı sahne üstünde, ışıklar içinde izler durur insanlar. Kızarlar, üzülürler, lanetlerler, alkışlarlar. Sonra oyun biter, ışıklar söner, perde kapanır ve çıkar giderler evlerine.  Belki yolda eleştirirler, ya da överler. Sonuç olarak sahne üzerinde bu muazzam trajedi sona ermiştir!

İşte, öyle değil! Gelişimi nasıl olursa olsun 400 yıl önce Othello Desdemona’yı katletti! Bu, trajedinin sadece sahne üzerindeki bölümü. Ancak izleyici iki dakika için sahneden başını çevirse, sağında, solunda, arkasında gerçekten görecekler; Othello’yu, Iago’yu, Desdemona’yı, Cassio’yu. Ordalar… Onlar  bazen yanlarında oturuyorlar, bazen üst komşuları, bazen ailelerinin bir ferdi. Bu da şu gerçeği yüzümüze vuruyor;  İnsanlık tüm ihtirasları, neşesi, kederi nefreti ve içgüdüleri ile devam ediyor ve bu yüzdendir ki 400 yıl sonra hâlâ Othello Desdemona’yı katlediyor, Romeo Juliet için ölüyor, Juliet Romeo için, Nice Ninalar, Sonyalar hayal kırıklıkları, pişmanlıklar, mutsuzluklar içinde yaşamaya devam ediyor…  Şimdilerde sadece isimleri farklı. Her gün televizyonda, yazılı basında, internet haberlerinde hatta bazen sokağımızda, apartmanımızda ya da ailemizde karşımıza çıkmıyor mu iftiradan, kıskançlıktan, yalanlardan kaynaklı getirilen cinnetler, katledilen kadınlar, çocuklar, kavuşamayıp intihar eden aşıklar ve nicesi? İşte iç içe girmişlikler silsilesi burada başlıyor. Ya Shakespeare’in söylediği gibi “dünya bir oyun sahnesi” ya da,  “oyun sahnesi bir dünya.  “Çünkü bu birbirine benzerlikten öte; AYNILIK! Tam da burada tiyatro sanatçısının yükü biniyor sırtına. Sahneye çıktığında üzerine yüklenen vazifeyi en doğru, en doğal haliyle izleyiciye sunmalıdır ki, seyirciyi de bu dünyanın içine çekebilsin ya da o seyircinin dünyasına girebilsin, kendisine inandırsın. Eğer sanatçı ve izleyici arasındaki bu enerji alışverişi sağlanamazsa harcanan zamanın iki taraf için de zulme dönüşmesi kaçınılmazdır.  Bu ve sayılabilecek yüzlerce neden dolayı tiyatro önemli bir sanattır. İster amatör olsun, ister profesyonel, ucundan kenarından bile olsa bu işe bulaşan herkese, her seferinde yeni şeyler öğreten, ufkunu genişleten ve birlikte çalışmanın; hem kendi hem de bütün bir ekibin sorumluluğunu sırtına alabilmenin önemini gösteren, ömür boyu sürecek bir okuldur.

Çoğu kişiler tarafından tiyatro, kolay ve eğlenceli para kazanmanın bir yolu gibi görünse de (aslında para kazanma kısmı da uzun zamandır tartışmaya açıktır), aksine tiyatronun temelinde disiplin vardır ve bundan ödün verilemez. Beğenilse de beğenilmese de sahnede izlenilen her oyunun yaratılması çok emek verilen yorucu ve hiç de kolay olmayan bir süreçtir.  Işıkçısından oyuncusuna, yönetmeninden dekorcusuna kadar tiyatronun tüm fertlerinin bir bütün halinde çalıştığı ve bir tanesinin dahi eksik olması durumunda yürümeyecek bir gemi gibidir bir oyunu sahneleyebilmek. Bir sanatçı için tüm bu ağır yükün, yorgunluğun, yoğunluğun maddi olarak karşılanabilmesi gerçekten zordur. Ancak oyunun sonunda karakterlerini sırtlarından çıkarıp, kendileri olarak selam vermek için seyirci ile bir kez daha buluştuklarında aldıkları alkışın hazzının da hiçbir maddi karşılığı yoktur.

İşte böyledir…

“Tiyatro nedir?” diye sorarsanız söyleyebileceğim şey; Tiyatro hayattır. Dündür, bugündür, yarındır. İç içe geçmişlikler silsilesi içinde aydınlığa giden en temiz yoldur tiyatro. Mahrum kalınmamalıdır… Ancak sanırım konuyu en gerçekçi ve anlaşılabilir hali ile William Shakespeare “İnsanın Yedi Çağı”nda özetlemiş:

Bütün dünya bir sahnedir,

Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu; girerler, çıkarlar.

Bir kişi birçok rolü birden oynar…

Mert SOYUCUKLU

Leave Your Comment